Ankebut Operasyonu ve Şeytan’ın Konseyi (264)

Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit edilmesi emri İsrail’den geldi, emri Erdoğan ve çevresindekiler uyguladı

Mehmet Fahri Sertkaya

Yazıcoğlu’nun adaletli, hakkaniyetli, vatansever duruşu, Türk/İslam düşmanlarını çok rahatsız ediyordu. Halkın Yazıcıoğlu’na desteğinin giderek arttığını görmeleri ise onları çıldırtıyordu. AKPKK organize suç/terör/ihanet örgütünün en gerçek kurucuları, en üst kurucuları ve yöneticileri olan İsrail’deki Sanhedrin hahamlarının 13’ler Meclisi, Türkiye üzerine kurdukları haince planları bozabileceği endişesine sahip oldukları Muhsin Yazıcıoğlu’nun ortadan kaldırılması emrini verdi.

Bu emir, Donald Trump’ın, David Bickham’ın, Mehmet Haberal’ın, haham Ben Abrahamson’un üyeleri arasında bulunduğu yedi kişilik Şeytan’ın Konseyi’ne aktarıldı. O Şeytan’ın Konseyi de emri kuklaları olan Recep Tayyip Erdoğan’a ve onun çevresindeki diğer vatan haini ve insanlık düşmanı ve nizam-ı alem için derhal asılması gereken adi heriflere aktardı. Bu cinayette, Erdoğan kadar büyük bir vatan haini olup soyunda hem gizli Yahudilik hem gizli Ermenilik bulunan CIA, NATO ve İsrail piyonu Hakan Fidan da kullanıldı.

Hakan Fidan, İsrail’le danışıklı dövüştürülerek bir anda sahte bir kahraman haline getirilmişti, çünkü onların adamıydı. Fidan için bu tiyatrolar oynanırken sahada aktif olarak hain Fidan’ın önünü açan kişilerden biri de Karay Yahudisi hain Ahmet Davutoğlu idi. Fidan, Ankebut Ağı’nı, Şeytan’ın Konseyi’ni, 13’ler Meclisi’ni, o meclisin/konseyin de üstündeki Üç Kabalacı’yı bilen, bu sistemi bilerek gönüllü hizmet eden biri… Ve Fidan’ın bu konseylerle irtibatı, Erdoğan üzerinden de değil. Ayrıca irtibatı ve bağlılığı var. Ne kadar birbirlerine düşseler de basit bir piyon olan Erdoğan’ın Fidan’ın hakkından gelememesinin altında yatan gerçek de bu…

NATO, BM, CIA, MOSSAD, MİT’in hain kanadı, Türkiye’deki siyasi partiler, hep konseylerin emrinde ama daralmış, bunalmış bu millete bir anda kurtarıcı gibi durabilecek, alternatif olacak ve son zamanlarda sesini daha gür/cesur çıkartarak oy oranını artıran bir Muhsin Yazıcoğlu vardı. Yazıcıoğlu’ndan her zaman rahatsızdılar ama son zamanlarda iyice rahatsız oldular, dayanamaz oldular.

Hem Erdoğan’ın ihanetlerini açıkça gözler önüne seriyor, hem gizli Ermeni ve MİT/CIA ortak casusu asılacak adam Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’la danışıklı dövüştüğünü, sürekli olarak millete/devlete ihanet ettiğini, derinlere çalıştığını, binlerce şehidimizin gerçek katili olduğunu fark ettiriyordu.

Belki de Muhsih Yazıcıoğlu şehit edilemeseydi, son referandumlar ve seçimler bu kadar rahat çalınamaz, sonuçlar bu kadar kolayca değiştirilemezdi ve danışıklı dövüşen mevcut siyasi liderler alternatifsiz olmazdı.

Erdoğan, kendisine gelen infaz talimatı sonrası bir adamını Yazıcıoğlu’na gönderdi. Ona, konseyler adına şu sözleri söyletti/iletti “Karşımıza çıkma, işlerimizi bozma, sesini yükseltme. Gel sen de bize uy, bizi uğraştırma. Bize uyarsan senin yükselmeni sağlarız. İyi yerlere getiririz.” Yazıcıoğlu, son defa helikoptere binmeden kısa süre önce yaşanan bu görüşmede, Erdoğan’ın adamına anında “Hayır” cevabı verdi, baskıya/tehdide boyun eğmedi. Sonra, kiralayarak kullandığı, mitingten mitinge gittiği özel helikopterdeki bazı parçalarla/ayarlarla oynandı. Bu teknik/ince işi Hakan Fidan’ın MİT’tek hain adamlarından birkaçı yaptı.

Hikayenin geriye kalanını herkes biliyor. Helikopterin düştüğü yer kısa sürede bulunduğu halde, kasıtlı olarak yardım ekipleri başka yere, tepenin öbür yanına yollandı. Kasten zaman kaybettirildi. Mahalli/yerel yetkiller bile “Muhsin Yazıcıoğlu kurtarıldı ama yaralı” mealinde açıklama yapmış olduğu halde, sürecin bu kısmına da Erdoğan, kendi gibi hain danışmanları, MİT’in başındaki hain Hakan Fidan ve adamları ve Ankebut Ağı’na çalışan ve olaya müdahil olabilen bütün hainler müdail oldu. Yazıcıoğlu yine de ölmemişti ama Fidan’ın adamları oraya başka bir helikopterle inerek yaralı kurtulmuş olan Yazıcıoğlu’nu ve İHA muhabiri İsmail Güneş’i katletti.

Düşmesine sebep olunan helikopterin enkazındaki bazı parçaları ile de oynandı, deliller karartıldı. Yazıcıoğlu ve İHA muhabiri Güneş, çok sert darbeler vurularak, sanki düşüşte sert darbeler almış görüntüsü verilerek öldürüldü. İHA muhabirinin cesedine otopsi yapıldığında, bacağı, dört kaburga kemiği ve alt çenesinin kırık olduğu görüldü. Oysa bu muhabirin helikopter düştükten sonra yaralı olarak hayatta olduğu, acil yardım hattını yedi kere arayıp çenesi kırılmış birinin asla yapamayacağı şekilde son derece düzgün/zorlanmadan konuştuğu, görüşme kayıtlarının sızması neticesinde anlaşılınca ve daha pek çok yerden açık verildiği de anlaşılınca, hep yaptıkları gibi dört bir yandan delil karartma yaptılar. Kamuoyunu yönlendirecek ve stratejist, araştırmacı, yazar, TV programcısı, uzman diye bilinen hain adamlarını kullandılar. Mevzuyu aşırı tartıştırıp zihin bulandırmalar, zihin yormalar ve bıktırmalar yaptılar. Kasten bilgi kirliliği oluşturdular Elbette bunda da Mason teşkilatı çok tesirli oldu.

Bu, o kadar kusurlu bir cinayet işi ki şimdi bile herhangi bir cumhuriyet savcısı üzerine gerçekten gitse, ta Fidan’a ve Erdoğan’a kadar herkese kadar iz sürebilir, somut delilleri şimdi bile toplayabilir ve Türk/İslam düşmanı bu hain pisliklerin kollarına kelepçeyi taktırabilir.

Bu işte, gizli Yahudiler ve gizli Masonlar olan Numan Kurtulmuş, Süleyman Soysuz ve Ahmet Davutoğlu yoktu. Lakin Davutoğlu neler yaşanacağını biliyordu, neler yaşandığını da biliyordu ve karışmasa da eli değmese de engel de olmadı. Olacak biri de değildi. O da zaten Ankebut Ağı’nın bir parçası…

Türkiye’de hiçbir zaman cumhuriyet ilan edilmedi, yürürlükte olmadı, demokrasi hakim olmadı. İçimizdeki İsrail idaremizi hile ve ihanetle ele geçirdi, Atatürkçülük diye diye kutsallaştırdığı bir ihanet rejimi kurdu ve hep orta oyunları oynandı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

(İlk yayın tarihi 08.11.2018 06:25)
 
 BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp’ın da gerçek sahibi CIA’dır ve Telegram, WhatsApp’ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s