Ankebut Operasyonu ve Şeytan’ın Konseyi (395)

İşte bu, “Devletinize sızdık, en tepe noktaları ele geçirdik, hepinize her kötülüğü yapacağız, gücünüz yetiyorsa bizi durdurun, ne yapabiliyorsanız yapın” tarzı bir posta koyuştur

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu Türkiye’de, dünyanın gözleri önünde, organ mafyası devlet gücü ile korundu, skandallar üst üste yaşandı ve son skandal da yaşandı: Mafya hukuka gidebildi ve lehine mahkeme kararı aldırdı. Söz bitti.

Çok yakında vatana/millete ihanet, suç işlenmesine yardım ve yataklık, görevini kötüye kullanmak gibi biz dizi şuçlamalarla yargılanacak olan hakim Nusret Alper PAZARCIKLI’nın, skandal şekilde erişime engelleme kararı verdiği twitler.

Dünyanın gözleri önünde yaşanan başka bir skandal daha var: Twitter, aynı paylaşımları alıp kendi profilinde paylaşan Akademi Dergisi takipçilerinin profilinden paylaşımlarını kaldırdı, kaldırıyor. Aynı Türkiye, aynı hukuk sistemi, aynı Twitter ve aynı paylaşımlar olduğu halde benim profilimden, mahkeme kararına rağmen kaldırmıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

(İlk yayın tarihi 08.12.2018 05:20)

“Adalet yok, biz ne istersek ona uyacaksınız. İstersek canınızı, malınızı, ırzınızı, evladınızı, kızınızı, toprağınızı, devletinizi alırız, boşa uğraşmayın” demek gibi bir şey…

Sözde hakim Nusret Alper PAZARCIKLI’nın baktığı dosyada “Organ kaçakçılığı iddiaları mevcut ama delillendirme yok” denilerek, erişimin engellenmesine karar verilmiş.

Biz devlet miyiz, polis miyiz, savcı mıyız? Sahaya inip delilleri de biz mi toplamalıyız? İşgal idaresi altında mıyız, haberimiz mi yok?

-Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, üst üste gönderdiğim ihbar maillerini ne yaptı? Bunları işleme aldı mı? Derhal baskın yaptı mı? “Mailleri yok ediyorsunuz, ağır ceza mahkemelerinde yargılanacksınız” dediğim maili bile yok etmedi mi? Peşim sıra “Şu şu ihbarları neden yok ediyorsunuz, bir hastahanenin altında gizli bodrum katları olup olmadığını tespit etmek çok mu zor? Neden derhal gidip kontrol etmiyorsunuz? Söz konusu tünelin varlığını Büyük Şehir Belediyesi, Valilik ve siz Emniyet, zaten biliyormuşsunuz? Nedir bu yaşanan?” diyen yüzlerce kişinin maillerine neden cevap verilmedi?

-Birbiri ile bağlantılı, mantık örgüsü içinde, yüzlerce gerçek şahsın isimleri geçilerek ve çok ağır suçlamalarda bulunularak yüzlerce yayın yaptık, bunların hangisi suç duyurusu kabul edildi, hangisi hakkında tahkikat yapıldı? Bunların arasında kendini Cumhurbaşkanı zan eden vatan haininden tutalım da çok meşhur ve büyük patronlara kadar herkes vardı, Memorial’ın sahibi gösterilen organ mafyası mensubu gizli Yahudi ve Mason Turgut da vardı, hangisi ceza davası açabildi?

-Diyarbakır Emniyet Müdürü’nün ismini onlarca kere vererek, devlet içine sızmış organ mafyasının baskı ile vazifesini yapmadığını, bu Allahsızca sistemin üyesi Numan Kurtulmuş’un tehdidine boyun eğdiğini, en ağır tabirleri de isimlerin yanında kullanarak defalarca yazmadık mı? Mailler nerede, bu şahıslar neden sessiz kaldı, neden davacı olamadılar? Numan panikle Diyarbakır’a koştu, ne haltlar çevirdiğini ayrıntısı ile yazmadık mı? Çıkıp yalanlayabildi mi? Oyun bu şekilde bozulunca bu defa Süleyman Soysuz Diyarbakır’a koşmadı mı? O da olmayınca uyduruk bir futbol turnuvası bahane edilerek bütün devlet erkanı Diyarbakır’a taşınarak, bize, milletimize karşı hamle yapılmadı mı?

-Derhal polis operasyonu yapılmadığı, icap eden tahkikatlar yapılmadığı için yüz binlerce insanı CİMER’e yönlendirdik ve “Hassasiyet gösterelim, çekinmeyin, hukuki yükü bizim sırtımızda, şikayet edin, bu yayınları aktarın” dedik de ne oldu? Dünyanın gözleri önünde CİMER 12 gün kapalı tutulmadı mı?

-Bu organ mafyası ile alakalı olarak Kızılay yönetimini ve gizli Yahudi ve Mason Kerem Kınık’ı bile suçlamadık mı? Kızılay kurum olarak, Kerem şahıs olarak bizden davacı olabildi mı? Kaçırılmış, yanlarında annesi ve babası veya bir yetişkin yakını olmayan Afganistanlı, Pakistanlı, Iraklı, Suriyeli onlarca çocuğu sağ kurtarmak isteyip de peşlerine düşmedik mi? Sistemleri bozulunca bunları İzmir’de kaza süsü ile öldürmek istemediler mi? “Bu kadar çocuk, hepsi ayrı ülkeden, Türkiye’de bunların annesi, babası yok, hala mı tahkikat yapmayacaksınız, bizi kim yönetiyor, devletimizi kim çaldı?” demedik mi?

Uzatmanın lüzumu yok, arkasına onlarca madde daha eklenebilir. Bakılsın yüzlerce yayına, insanlık namına, devlet, millet, vatan, gelecek nesiller namına devleştik ama kendi devletimizin işleyişini durdurmuşlardı. Şimdi “İster çıldırın, ister patlayın, ister millet darbesi yapın, biz size istediğimizi, sizin devlet gücünüzle yaparız. Sistemi ele aldık, mahkemeler de bizde, meclis de bizde, istihbarat da bizde… Organlarınızı da çalarız, yeni ergen genç kızlarınızı da çalar, dünyaya fuhuş için satarız. Uyuşturucuyu devlet gücü ile getirir sokak sokak bütün Türkiye’ye yayarız. Mani olmak isteyen Emniyet mensuplarını, savcıları, hakimleri öldürürüz.” demek değil midir bu? Şehit Emniyet Müdür Hakan Çalışkan dosyası ne oldu? Bu cinayette Soysuz’un kullandığı Emniyet personelinden bazılarının isimlerini bile verdik, kim tahkikat yaptı? Bu ismi verilenlerin hangisi “Olur mu öyle şey, bana bu iftira nasıl atılabilir?” deyip hukuka gidebildi?

Hal böyle ise ki böyle, bize, milletçe kalkıp devleti/vatanı/milleti kurtarmaktan başka yol kalmış mı?

Şu Harun Çoban kardeşimiz, yüzlerce suç duyurusu ve şikayet dilekçesi verdi, hangi biri işleme alındı? Bunların yok edildiğini, sümen altı edildiğini sesli anlatımlarla ve Adliye/Savcılık ve savcı isimleri vererek anlatık da ne değişti? Şimdi devlet gücümüz onun aleyine çevrildi. O içeride, katiller, mafya mensupları, hainler, organ mafyası mensupları, fuhuş mafyası, uyuşturucu mafyası mensupları bizim devlet gücümüzle bize posta koyuyor, öyle mi?

O zaman altta kalanın canı çıksın, anlaşılan o ki biz bir istiklal harbi vereceğiz ve önce, her pisliğin merkezinde olduklarını somut binbir türlü delille ispat edebildiğimiz ABD ile İsrail’in Büyük Elçiliklerini, Konsolosluklarını, ayrıca sahada kullandıkları kirli çetelerini, ayrıca Mason teşkilatının önde gelen binlerce mensubunuz, harp hukuku dahilinde oyundan düşüreceğiz.

Hep diyoruz, işte meydan… Bizim devlet gücümüz bizim aleyhimize çevrilmek istendiğinde, biz her şeyi ama her şeyi göze alacağız ve hiç de zaman kaybetmeyeceğiz.

ABD Ankara Büyük Elçiliği dünden panikleyip güvenlik tedbirlerini iyice artırmıştı. O tedbirler hiçbir şey değil, şimdi söylüyoruz, Amerikan ordusunu ayağa kaldırsınlar, millet darbesi ile gelip bakanlıklarımızdan bile önce onları alıyoruz.

Memleketimiz içindeki bütün mafyaların, bütün pislik şebekelerinin, devlet sistemimiz içinde döndürülen bin türlü ihanet işlerinin izi sürüldükçe, bütün yollar ABD ve İsrail Büyük Elçiliklerine ve Mason teşkilatına çıkıyor. Burası Türkiye, ne ABD, ne İsrail… Herkes haddini bilecek.

Diyarbakır Memorial hastahanelerinde parçalanan toplamda on binlerce masum insanın organları, Diyarbakır’daki ABD askeri üssü üzerinden İsrail’e kaçırıldı. Bunun bile somut delilleri var.

Harun Çoban kardeşimiz ve Ankara’da otobüsten alınan TSK mensubu vatansever kardeşimiz derhal serbest bırakılacak, şer merkezleri derhal haddini bilir bir ayara girecek, yoksa çok ciddiyiz, çok çok büyük olaylar yaşanacak.

(İlk yayın tarihi 08.12.2018 05:20)

Merkezde yine insan kasabı Mehmet Haberal var.

Şu anda görev başında olan Sağlık Bakanı hakkında “Cumhurbaşkanı ile ortak olarak özel hastahaneler işletiyor ve bu hastaheneler aslında organ kaçakçılığı için açıldı” demişiz, hepsi kilitleniyor, yalanlamak yok, hukuka gitmek yok ama bakın Türkiye’de neler oluyor.

Memorial Hastahanelerinin resmiyette sahibi gösterilen gizli Yahudi ve Mason insan kasabı Turgut Aydın, az kaldı kalpten gidecek ya da intihar edecek hallere gelmişti. Biz ona “İktiza ederse seni biz koruyacağız. Mahkemelere kadar hayatta kal, kendini korumaya alacak kasetler çek, en az beş kopya al ve farklı yerlerde sağlama al” deyip biraz kendi haline bırakınca, son anda intihardan vazgeçmişti ve yaşanana inanamıştı. İntihar etmesin diye “Sen bize lazımsın, koruyacağız” bile dedik. Aynı anlarda Kızılay Başkanı gizli Yahudi ve Mason Kerem Kınık’ı da aynı hallere getirmiştik, hakkında neler neler yazdık, ne yalanlayabildi, ne hukuka gidebildi.

Resmiyetine bakarsanız, Turgut Aydın hukuk yoluna gitmiş görünüyor. Böyle bir Turgut Aydın’ın bir de bu kadar cesaret bulup üstüne küstahlaşıp üste çıkmak istemesine ve hukuka gitmesine ihtimal bile yoktu. YİT’ten bilgiler aldım, zaten o gitmemiş.

Turgut kovalıyor gibi görünse de bu işleri aslında takip eden kişi, ilk önce panikleyip ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun kayıt dışı gelip uçakla kaçırdığı ve sonra “ortalık duruldu” diye geri gelen Mehmet Haberal imiş.

Küstah pislik insan kasabı, bir de “erişim engellemesi” kararları ile yetinmemiş. Daha ilerisinde ceza davası olsun ve bizler ceza alalım istemiş. Baskı altında kalan hakimler de mevzuya orta yol bulmuş, erişim engellemesi ile baskıları geçiştirmiş.

Baskı nereden, kimlerden, hangi sistemden diye bakılınca, yine Ankara’daki ABD ve İsrail Büyük Elçilikleri gözler önüne çıkıyor. TC vatandaşlarının binlercesini organları için parçalatmış olan Mehmet Haberal’ın, TC. devleti içinde bu kadar hukuksuz işleri döndürmesine bu sözde elçilikler aracılık ediyor.

Bütün Türk milleti bilsin, bu sözde elçilikler tam bir terör, mafya, fitne, ihanet, insanlık dışı faaliyetler merkezi olarak varlık gösteriyor.

Bir an önce hepsinin kökten yıkılıp mensuplarının Türkiye’de bir meydanda ipe çekilmesi gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

(İlk yayın tarihi 08.12.2018 05:20)
 
 BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp’ın da gerçek sahibi CIA’dır ve Telegram, WhatsApp’ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s