Ankebut Operasyonu ve Şeytan’ın Konseyi (449)

“Sorun yok, oynuyorlar ama fazla oynayamazlar”

Mehmet Fahri Sertkaya

Daha sonra çok konuşulacak, çok tartışılacak ama şimdilik şunu bilmenizde fayda var:

Hukuk sistemi oyuncak edilerek, skandal bir şekilde ceza evine konmam, devletler arası krize sebep oldu. Ankebut Ağı’nın arkasında İsrail, ABD ve bazı AB ülkeleri olduğu ve bu devletlerin gücü ile bazen ağın dünyanın çeşitli yerlerindeki çıkarları ve elemanları gözetildiği/korunduğu gibi, bizim arkamızda da büyük bir güç var. Hem devletimizin içinde her yerde saf tutmuş çok yüksek sayıda vatansever var hem de müttefik olarak gördüğümüz pek çok devletin gücü var.

Ceza evine girdiğinde mahkumlara “müddetname” verilir. Bunda, mahkumun kimlik bilgileri, cezasını veren mahkeme, cezasının kaç yıl olduğu, normal şartlarda hangi tarihte tahliye olacağı, koşullu salıverilme tarihi yazılı olur. Bunu, ceza evine giren her mahkuma hemen verirler. Sonra mahkum idareye dilekçe yazar ve “Denetimli serbestlik ya da açık ceza evine sevkim mümkünse, bu haklarımdan yararlanmak istiyorum” der. İki, bilemediniz en geç üç günde ceza evi idaresi mahkumun bu dilekçesine cevap yazar. Denetimli serbestlik ya da açık ceza evine sevk hakkının olup olmadığı mahkuma yazılı olarak haber verilir. Hakkı varsa, tam olarak hangi gün sevk edileceği de ifade edilir.

İşte benim bu dilekçeme yaklaşık 20 gün sonra cevap yazıldı. Mahkumlar hep yeni gelenin dosyasını, mevzularını, hangi maddeye uyup uymadığını, kesilen ceza bir yana da ne kadarını yatacağını merak eder ve hesaplayıp tartışmayı da çok sever. Bana soruldukça ben “Gazeteciyim. Mevzum yok. Tepedekileri epeyi köşeye sıkıştırdım, ondan buradayım. Takmayın kafanıza, 15-20 güne çıkarım. 2014’te de 8-10 yıl yatırmak istemişlerdi 20 günde çıkmıştım. Zaten epeyi zamandır yakalamalar vardı üstümde ve çok dosya birikmişti. Beni bulamadıkları halde kendim yakalandım. Hem de çok yoruldukça Mevla arada beni böyle dinlendiriyor” mealinde konuştum gülerek…

2014’teki mahkum arkadaşlara “Çok yatarım yok, boş verin hesabı, 20 güne çıkar giderim” demiştim de şaşırıp itiraz edip durmuşlardı. “Dediğin gibi ise, dediğin kesimlere sıkıntı çıkarttıysan seni buradan çıkartmazlar” diyorlardı. Tam yirminci günde akşama doğru tahliye olurken yüzlerinin aldığı şekil hala hatırımdadır.

Bu defa Ümraniye E Tipi’ndeki koğuş arkadaşlarım arasında değişik görüşte olanlar vardı ama çoğuna göre ben tanınmamış, hiç duymadıkları, görmedikleri, önemsiz, tepedekilerin uğraşmayacağı biri idim. Ben pek mevzulara girmiyordum ama koğuştaki pekçok mahkumun bir süre sonra dikkatini çekti ve bir hafta kadar sonra “Senin müddetnamen neden bu kadar gecikti?” demeye başladılar. Ben de “Sorun yok, oynuyorlar ama fazla oynayamazlar” diyordum gülüp geçerek. Tehdit suçundan yatan bir arkadaş vardı ve bana “Hocam, burada 70 küsur davadan yatan falanca vardı. Nerede ise her bir davası başka mahkemede idi. Hatta bu falanca Türkiye genelinde şehir şehir dolaşıp hırsızlık yapmış biri olduğu halde, her bir ilden mahkemeleri ile paslaşıp da idaresnin onun dilekçesine cevap verme süresi üç/dört gün sürdü. Eskiden UYAP yoktu. Bu yaşadığın o zaman yaşansa tamam ama bak burada kaç senedir yatan arkadaşlar var. Bir sor, en son kaç sene önce böyle bir şeye şahit olmuşlar. 20 gündür müddetname gelmez mi hiç?” demişti. Siyasi görüşlerimiz farklıydı ve ardından “İşte uğraşma Reis ile, yoksa adamı buradan çıkartmazlar” diye espiri ile gülmüştü.

Ben de koğuştaki beş/altı kişinin şahit olup dinlediği o anda şu mealde konuştum:

“Aslında benim suçum da yok. Ben söz konusu eylemimden ötürü yargılandım, beraat ettim. Yazdıklarım on milyonlarca kişi tarafından kabul gördü. Kaynaklarım, Türk Tarih Kurumu’nun bile başvurduğu kaynaklar. Türkiye’de bunlara karşılık verebilen bir tek tarihçi bile yok. Lakin ben yargılanıp beraat ettiğim aynı sitelerden, aynı yazılardan, aynı iddialardan, aynı facebook paylaşımlarımdan, hukuka tamamen aykırı olarak tekrar yargılandım. Hatta yargılama denemez, yargısız infaz edildim. Damarlarındaki kana kadar Kamalist yobaz ve taraflı bir hakimenin adeta saldırısına uğradım. Üstelik birin üstüne bir değil, birin üstüne iki kopya/mükerrer dava daha yıktılar ve ikisi de aynı hakimede görüldü. İkisi arasında 15-20 gün fark vardı. Birinci kopyadan iki buçuk yıl, ikinci kopyadan ise yaklaşık 20 gün sonra 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. İkisindeki bütün yayınlar, kaynaklar, iddialar, bloglar, siteler, sosyal medya sayfaları aynıydı. Kamalist yobaza “Sayın hakim! Mükerrer yargılama yapıyorsunuz. Bunun hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu düşünüyorum” dediğim anda bana “Boş konuşuyorsun” karşılığını vermişti. Oysa bu, benim duruşma salonundaki ilk cümlemdi. Önden de bir saygısızlığım ya da boş konuşmam yoktu. Sonra yine sakin kalabiliip “Sayın hakim, bu bir uzmanlık alanı. Bilirkişiye sevk edin” dediğimde “Neden sevk edeyim bilirkişiye?” demişti. Sonra ben “Bomboş bir hakime tarafından yargısız infaz edildim” mealinde yazı yazdım da bir de bu hakime benden davacı oldu. Görev başındaki devlet memuruna görevinden dolayı hakaret etmişim. Gök kubbe üstüne çöksün böyle bu kadar laçkalaşmış bir sözde hukuk sisteminin… Neye müstehaksa bu sözde hakim ve savcılar, Allah sebeplerini denk getirip versin, şu millet biraz huzur bulsun. Bu AKPKK’li hainler de bu kadar laçka bir sistemle işte böyle kolayca oynarlar. Lakin beni burada tutabilecek güce sahip değilller

O arkadaş sustu, karşılık ver/emedi, diğer arkadaşlar da…

Ankebut Ağı’nın Türkiye’de kangren olan ve uluslar arası bünyesinden kesip atmak için yalnız bıraktığı hainler, toplaşıp üstüme oyun kurmuşlar. “Bu mfs çıkarsa, biz seçimleri bile göremeyiz. Kesinlikle çıkmamalı” demişler. “Arkasındaki gücü bilmiyoruz, bulamıyoruz. Ne ile yüzleşeceğimizi bilmiyoruz. Onu tuttukça ya daha kötü olaylar yaşanırsa? Bu adam basit işler yapmadı. Belli ki arkasında ciddi bir sistem var. En iyisi biraz tutalım onu ve neler olacağına bakalım. Hatlar çok gerilirse bırakırız. Herkesi öyle kural dışı çıkartamayız. Olmadı, denetimli serbestliğe uydurup çıkartırız.” mealinde tartışıp durmuşlar. Sonra kendilerini kandırıp içeri alınmamdan bir on gün kadar sonra “Hepsi metafizik istihbarat, tutalım mfs’yi içeride” demişler.

Ziyaretime hiç kimsenin gelmeyişi ve telefon hakkımı hiç kullanmayışım, kimseyi aramayışım onları iyice krizlere soktu. İyice bocaladılar, kararlı kalmakta zorlandılar.

YİT’ten aldığım kesinleştirilmiş bilgiye göre Hakan Fidan ile Süleyman Soysuz telefonda görüşmüşler. En son Hakan Süleyman’a “Tamam o zaman bu işi sen hallet, çıkamasın” demiş. Soysuz da Ümraniye E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü’nü aramış “Bu adam oradan hiçbir şekilde çıkmayacak. Denetimli serbestlik, açık ceza evine sevk, hiçbir şey olmayacak.” demiş.

Hukukuna bakarsak açık ceza evine sevk hakkımı engelleyebilecekleri bir kartları ellerinde olmadığı için de böyle bir krize dönüştü. Cevap bile yazamadılar dilekçeme… İdare “Açık ceza evi hakkın yok” dese, diyemiyor çünkü var. “Açık ceza evi hakkın var” dese normal tarihini vermeli, bunu da üstten gelen baskıdan dolayı yapamıyor. Sonra hem YİT hem de müttefik olduğumuz devletler ve liderleri araya girdi. Dengeler değişti. Süleyman, Hulusi, Hakan ve diğerleri, duvara çarpmış gibi oldular.

Tayyip de çok baskı altında kaldı ve “Bırakın şunu, açığa sevk edilsin, kaçıyorsa kaçsın, karışmayın” demek zorunda kaldı.

(İlk yayın tarihi 18.01.2019 10 :35)

Ankebut Ağı’na çalıştığını ifşa ettiğim gizli Yahudi ve Mason kaymakam Atilla Kantay, önce hiçbir karşılık verememiş, sonra ceza evine girmemi kendisi için fırsat zan ederek davacı olacak kadar ahmakça tavırlar sergilemişti.

Çıktıktan sonra hakkında yazdığım yazıları okumuş olacak ki Mason büyüklerini aradı. Telefon görüşmesinde

– Ne yapacağız, karşılık vermeyecek miyiz, mfs alınmayacak mı, dokunulmayacak mı? mealinde sordu.

Üsteleri de “Hayır, kesinlikle şu şartlarda bir karşılık verilmeyecek” talimatını verdi.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

(İlk yayın tarihi 18.01.2019 13:08)
 
 BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp’ın da gerçek sahibi CIA’dır ve Telegram, WhatsApp’ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s