Ankebut Operasyonu ve Şeytan’ın Konseyi (494)

Offf! Neler öğrendim neler…

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok sarsıcı şeyler. Yazmakla baş edilecek gibi değil, sesli mi anlatsam ne yapsam…

(İlk yayın tarihi 29.01.2019 17:49)

Merak edenler, özelden mesajlar atarak soranlar çok. Buradan izah edeyim:

Tayyip Erdoğan, sinsice tekniklerle ve biraz da zamana yayarak Abdullah Gül’ü öldürtmeye teşebbüs etimiş. Gül uyanmış bu işe ve hatlar biraz karışmış. Mevzu uzun, kanıtlar, ispatlar çok sağlam. Bir ara detaylı yazacağım ya da sesli anlatacağım inşaallah.

(İlk yayın tarihi 29.01.2019 19:42)

TAYYİP’İN GÜL’Ü ÖLDÜRTME TEŞEBBÜSÜ

İçimizdeki İsrail’in cemaat gazetelerinden biri olan Milliyet’te yazan gizli Hristiyan Talat Atilla, son derece sarsıcı bir konuya temas etti.

Gerçek kimliği ile yaşamayan, Hrıstiyanlığını ve Abdullah Gül ile aynı Hrıstiyan cemaatinin mensubu olduğunu gizleyen Talat Atilla, 27 Ocak’ta yayımlanan yazısında, Ankebut Ağı’nın Türkiye’deki en etkili isimlerinden biri olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün gizli Hristiyan olan eşi Hayrünnisa Gül’ün iddialarına yer verdi.

Gizli Hristiyan Hayrunnisa Gül “Abdullah Bey arabadan her indiğinde sarhoş gibi oluyor. Araba hareket ettiğinde içeriye sanki zehirli gaz veriliyor. Eşimi öldürmek isteyenler olabilir” demişti. Yazı, daha sonra Milliyet’in internet sitesinden kaldırıldı.

Talat Atilla, Tayyip Erdoğan’ı bu ihanet ve suç bataklığına, AKPKK ve BOP projesine çeken ve dolayısı ile Türkiye ile bölge ülkelerini mahveden hainlerin başında gelen Abdullah Gül’e devletin tahsis ettiği araca temas etti. Söz konusu aracın içindeki kokunun, Gül’ü rahatsız ettiğini ve Gül’ün aracı dezenfekte ettirdiğini iddia etti.

Kokunun artarak devam etmesi üzerine bu kez egzozun değiştirildiğini ileri süren eden Atilla, meseleye Hayrünnisa Gül’ün el attığını öne sürdü.

Atilla, Hayrünnisa Gül’ün “Abdullah Bey arabadan her indiğinde sarhoş gibi oluyor. Araba hareket ettiğinde içeriye sanki zehirli gaz veriliyor. Eşimi öldürmek isteyenler olabilir! Abdullah Bey böyle şeyleri pek umursamaz. Bu yüzden beyefendiye söylemeden arabaya iyice baktırın! Nedir bu koku?” dediğini iddia etti.

Hayrünnisa Gül’ün müdahalesi sonrası aracın her zamanki serviste değil başka bir yerde tamir ettirildiğini ve klimanın bozuk olduğunun tespit edildiğini yazan Atilla, şöyle devam etti:

“Bu arada Abdullah Gül’ün cebinden ödediği klimanın faturası, danışmanları tarafından geri ödenmesi için Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne gönderilir ama… ‘Anlaşmalı olmadığımız bir yerde yapılan tamirat ücretlerini ödememiz mümkün değil’ yanıtı verilir. Gül’ün makam aracındaki son durumu sorarsanız… Klimayı değiştirdikten sonra içeriye girdiği düşünülen zehirli gaz (!) tamamen yok oldu!”

Ne klima ne de gaz, hedef: Sinsice bir infaz

Yıldız İstihbarat Teşkilatı (YİT) bu meselenin arka planını da somut ispatlara dayanacak surette çözdü.

Son yıllarda Erdoğan ile Gül’ün arasının bozuk olduğunu herkes biliyor. Lakin bilinmeyen detaylar var. Gül’ün arası son zamanlarda Şeytan’ın Konseyi ile de bozuk. Gül’ün, Erdoğan ile arasının bozuk olmasına, ilk zamanlarda Şeytan’ın Konseyi’nin bir itirazı yoktu. Gül’ü haklı buluyorlardı, Erdoğan’ı “Artık tahammül edilemez bir baş belası” olarak görüyorlardı. Şeytan’ın Konseyi, itaati iyice terk etmiş, Karun gibi vurgun vurmak isteyen, artık kendine çalışacak ve konseyi takmayacak gibi olan Erdoğan’ı gözden çıkartmakla, çıkartmamak arasında, Erdoğan’sız devre geçmekle geçmemek arasında bocalıyordu. Zaten 17/25 Aralık hadiseleri bile bu sebepten yaşandı. Şeytan’ın Konseyi, kurup kontrol ettiği FETÖ piyonunu, kurup kontrol ettiği ama cezalandırmak istediği AKPKK piyonunun üstüne sürdü. Hedef AKPKK projesini ve Tayyip’i tamamen bitirmek değil, iyice ayara çekmekti.

Bu nedenle, konseyler izin vermediği için, 17/25 Aralık operasyonlarında, sonuca çok yaklaşıldığı halde, FETÖ’nün AKPKK’ye bitirici darbeler vurmasına izin verilmedi.

Lakin ilerleyen süreçte Erdoğan biraz biraz ayara girse ve konseylerden izinsiz olarak İran’la, Zarrafla veya başka yerlerle kurduğu kirli ilişkiler bozulsa da bu defa Abdullah Gül huysuzluk yapmaya başladı. 17/25 Aralık’tan sonra Edoğan’ın ayar tutmayacığını, itaatini artırmayacağını ve konseylerin kendisini parlatacağını, fırsat vereceğini, kendisini Erdoğan’ın yerine koyacağını düşünüyordu. Konseyler istemeye istemeye Erdoğan’ı iktidarda tutmaya devam edince ve kendisine iktidar olma, devletin başındaki adam olma imkanı vermeyince Gül iyice ayardan çıktı.

Gül öylesine huysuzlaştı ki artık konseylerin bazı çok kritik öneme sahip emirlerine bile itaat etmiyor, beklemedikleri şekilde onları hayal kırıklığına uğratıyor, işlerini bozuyordu.

Bu gerginlik ortamında giderek de kendi topuğuna sıkmış oluyor ve ister istemez yalnızlaşıyor, güç kaybediyordu. Sürekli sarı kartlar alsa da konseyler ona da kırmızı kart çıkartmamak için sabır ediyordu.

En son, başkanlık seçiminde muhalefetin ittifakla kendisini aday göstermek istemesine yeşil ışık yakan Gül, adeta bardağı taşıran hamlesini yapmış bulundu. Erdoğan hiddetlenerek CIA casusu İbrahim Kalın ile zamanın Genelkurmay Başkanı vatan haini Hulusi Akar’ı bir askeri helikopter ile baskın bir ziyaretle Gül’e gönderdi. Gül’ün önü böyle kesildi. Bu baskını, Sabetaycı gizli Yahudilerin toplaştığı ve Sahibi Turgay Ciner de Sabetaycı olan gazete Haber Türk’ten bir gazeteci haber yaptı. Daha sonra bu haber kaldırıldı, bu gazeteci “saçmalama” derecesinde tuhaf yorumlar yapıp geri çekildi.

Süreç böyle devam ederken, Tayyip’in çok istediği bir şey gerçek oldu: Şeytan’ın Konseyi Gül’ün kalemini kırdı ve Tayyip’in önüne attı.

Erdoğan buna çok sevindi. Bunca yıllık cinayet tecrübesine sahip Erdoğan, heyecan yapmadı ve MİT’in başındaki gizli Hrıstiyan Hakan Fidan ile bir de danışmanı gösterilen patronu CIA’cı İbrahim kalın’ı yanına alarak planlar kurdu. Cinayet, iz bırakmadan, başlarına iş açmadan, çok sinsice ve çok teknik bir şekilde işlenecekti.

Hakan Fidan ve MİT kanalı kullanılarak, Abdullah Gül’ün korumalarına sızıldı. Zehirli gaz kullanılmadı. Öyle bir teknik, Gül ile birlikte korumalarında ve şoföründe de ölümcül etki yapar ve dikkatleri çekerdi.

Gül, aracın hep bir yanına oturuyordu ve aracın o yanındaki kapının iç yüzeyine sıvı yağ kıvamında çok özel bir kimyevi madde sürülür oldu. Bunu, korumalarından biri sürüyordu ama işi bilen ve ona yardımcı olan başka korumaları da vardı. Bu sıvı madde, kapının sadece iç yüzeyindeki koluna ve yakın çevresine değil, geniş etrafına sürülüyordu. Gül, farkında olmadan oralara elini temas ettirdikçe vücuduna bu madde giriyordu. Bu madde, cilt yolu ile vücuda giren bir madde değildi ve ağız yolu ile vücuda alınmalıydı. Farkında olmadan eline temas eden bu madde, farkında olmadan elini dudağına, ağzına götürdükçe Gül’ün vücuduna tesir etmeye başlamıştı.

Biraz daha devam ettirebilselerdi, yavaş yavaş vücuda girecek, vücutta belli miktara ulaşınca birden öldürecekti. Otopside “zehirlenme” izi görülemeyecekti.

Bu o kadar özel bir kimyevi madde ki otopside, vücuda bir grip virüsü bulaştığı, vücudu bir anda aşırı halsiz ve güçsüz düşürdüğü ve gücü/ciddiyeti anlaşılamayıp acil ve özel bir müdahale yapılmadığı için ölüme sebep olduğu gibi bir görüntü oluşturuyor.

Abdullah Gül, bir şeylerin tuhaf gittiğini, sağlığının bozulduğunu fark ettiğinde, hatlar karıştı. Mevzu hiç de Hayrunnisa Gül’ün anlattığı gibi değil. Çünkü Hayrünnisa da bu cinayet teşebbüsünün içinde… Bu fevri çıkışı “Aman açık mı verdik, neler çevirdiğimiz meydana mı çıkacak” endişesi ile oldu. Kocasını kendisinden çok seven ve düşünen bir hanım rolü oynadı.

Bu cinayet teşebbüsü sonuca ulaşamadı. O maddenin sürülmesi durduruldu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Akademi Dergisi

(İlk yayın tarihi 01:02.2019 16:11)


BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp’ın da gerçek sahibi CIA’dır ve Telegram, WhatsApp’ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s