Ankebut Operasyonu ve Şeytan’ın Konseyi (497)

Onlarca kurban daha Diyarbakır’a götürülüyor

Mehmet Fahri Sertkaya

Büyük, beyaz, arkası kapalı iki kamyon. Branda ile kapatılmış bir kasa değil. İnsani yardım vakıflarının kullandığı ve rahatça uzun mesafede erzak ve ilaç taşıyacak tarzda kasaya sahipler.

İçlerinde çocuklar da yetişkinler de var. Birinde yaklaşık 30 kadar insan var. Diğerinde 25 kadar insan var. Birinde çoğunlukla çocuklar, diğerinde çoğunlukla yetişkinler var. Kamyonların kasalarında hiç yazı, logo yok. Kamyonun birinde 18 yaşlarında bir genç anne ve kucağında yaklaşık 6 aylık bir bebeği var. Diyarbakır’a, Memorial hastahanelerinin altındaki gizli bodrum katlarına, öldürülüp de organları alınmaya götürülüyorlar. Elazığ’dan yola çıkan kamyonlar büyük ihtimalle şu anlarda Diyarbakır il sınırına girmiş olmalılar.

Birinin plakası 23 vh 1885
Diğerini plakası belirlenemedi.

Kamyonlardaki insanlar, Afganistanlılar, Pakistanlılar gibi esmer tenli duruyorlar.

Kesinlik arz etmemekle birlikte, çok büyük ihtimal diyerek paylaşıyoruz.

Şu anda yolda olan kamyon şoförünü, yayınlarımızı gördüğü için yoldan çevirmek isteyen ve panik hali ile arayan numara 0539 096 88 71 olmalı.

Ya da sonu 21 de olabilir.

Şüpheli numaralar olarak görülmeli. Emniyetimiz takip etmeli ve vatandaşlarımız/takipçilerimiz bu numaralara müdahil olmamalı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soysuz Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nü aradı.

Polis uygulaması yapılmaması talimatını verdi. Daha önceki sefer de zaten devlet sisteminin işlerliğini bu hainler bozmuştu. O kamyonlar bulunursa işin ucu iplik söküğü gibi hükumete ve Tayyip’e uzayacak.

Tayyip’e haber verildi. O da panik hali ile devreye girdi. Yine AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü, suç üstü olmamak için devletin işlerliğini durduruyor.

Yine insanlığa ihanet ediliyor. Yine canlara kıyılıyor

Sabrımız taşıyor. Diyarbakır’ı da CB sarayını da yüz binlerce kişiyle basacağız.

İki kamyonun şoförlerine de ulaştılar.

Ne diyeceklerini şaşırdılar. Önce panik hali ile “Araçları durdurun, bir şekilde gizlenin” talimatı verdiler.

Sonra “Araçlardaki insanları bir yerlerde bırakın, daha sonra araçları da bir yerlerde bırakıp kaçın” dediler.

Sonra biraz sakinleşip “Araçlardaki insanları sakin yerlerde bırakın, araçlar yoluna devam etsin. Çevirme olsa da bir şey ispat edemezler” dediler.

Tayyip yoğun telefon görüşmeleri yapıyor. Acil haber bekliyor.

Tayyip ile Mehmet Haberal telefon görüşmesi yaptılar. Haberal “Hemen elinden gelen her şeyi yap. Bu işin üstünü ört” dedi. Sonra Tayyip “Tamam” dedi ve kapattılar.

Vatan haini Hulusi Akar, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı’nı aradı

Resimde görülen Tümgeneral Halis Zafer Koç’u arayarak “Ortaya sahte bir ihbar atıldı. Askerleri birbirine düşürmek istiyorlar. Böyle bir bilgi geldiğinde müdahale edilmemesi gerekiyor. Emniyet bu konu ile ilgileniyor.” dedi.

Komutan: Tamam efendim deyip kapattı.

Evinin yolunu bulabilecek kadar aklı olan herkes, Milli Savunma Bakanı’nın gecenin bir yarısı Jandarma Komutanlığını arayıp böyle konuşmasından şüphelenir ve vazifesini tam yapması gerektiğini düşünür, yapar. Aksini yapan onunla aynı yerde aynı suçlama ile yargılanır, aynı cezayı alır.

Çok panikteler. Hakan Fidan’ı aradılar

Kamyonlara ait bilgilerin devletimize ait bütün sitelerden, sistemlerden silinmesini, gizlenmesini ya da değiştirilmesini istediler.

Çok panikteler. Hakan Fidan’ı aradılar

Kamyonlara ait bilgilerin devletimize ait bütün sitelerden, sistemlerden silinmesini, gizlenmesini ya da değiştirilmesini istediler.

Tayyip, Diyarbakır Emniyet Müdürü Tacettin Aslan’ı aradı. Polis gücünün/uygulamasının geri çekilmesini istedi.

Tacettin: Bu kadar şeyden sonra nasıl çekeyim?

Tayyip: Nasıl yaparsan yap, bir yolunu bul. Ya da olmadı yavaşlat, zaman kazandır.

Tacettin: Tamam ama ne yaparsak yapalım bu çok zor bir iş. Sadece biz değil herkes kalkmış ayağa. Başka illerden de meslektaşlarımız arayıp duruyorlar. Böyle böyle ihbar aldık diye. Durum nedir, yardım edebilir miyiz diye. Konu, kapatamayacağımız kadar büyüyor.

Panik hali ile kaldırıyorlar

Diyarbakır Memorial hastahanesinin altındaki iki gizli bodrum katında, çok küçük çaplı bir sistemi yeniden kurmuşlardı. Bir kriz hali daha oluşursa, bir baskın ihtimali olursa kolayca ortalığı temizleyebilmek için ve zaten insan kaçırma yolları da epeyi darbe aldığı için böyle yapmışlardı. Daha önceki sefer CİMER’i bile 13 gün kapalı tutmak zorunda kalmışlardı ve bir dünya tıbbi cihazı oradan kaldırıp yok etmekte çok çok zorlanmışlardı.

Şu anda gizli bodrum katında, masumları organları için parçaladıkları küçük sistemi hızlıca yok ediyorlar. Gizli bodrum katlarına bağlanan yer altı tünelinden değil, hastahanenin içindeki pasif kullanılan bir ameliyathaneye bağlanan gizli asansör sisteminden bu tıbbi cihazları, malzemeleri çıkartıyorlar.

Şu dengeler içinde, mevcut şartlar altında Diyarbakır Emniyet Müdürü Tacettin Aslan, Tayyip’e ve çevresine daha fazla itaat edemez. Mecburen sistemi işletecek.

Sahadaki polis kardeşlerimiz asla tedirgin olmasınlar ve çekilmesinler. Bu hususta hepsini temin ediyoruz, hiçkimse onlara dokunamayacak. Milyonlarca kişiyiz, yanlarında ölüme bile gideriz.

Metafizik istihbarattır, kesinlik arz etmez ama isabet oranı yüksektir. Yazacaklarım buna göre değerlendirilsin

Kamyonların ikisi de bir viyadüğü geçtikten ve yaklaşık yarım saat daha ilerledikten sonra karanlık kuytu bir yerde bırakılmış. Adamlar/Şoförler kaçmış. Kamyonların etrafı ağaçlı alan. Kamyonların bulunduğu yerde zemin toprak. Kamyonların kasalarındaki kapılar kapalı. İnsanlar içinde mi değil mi tahmin yok. Viyadük, Diyarbakır il sınırları içinde değil, yakın bir yerde.

Çocukların olduğu kamyonun şoförü kısa boylu, şişman, esmer, kara kaşlı, kara saçlı, bıyıklı.

Şişme mont gibi duran siyah bir montu var. Altında koyu kahve pantolon var.

Tayyip çıldırmış gibi… Sövüp sayıp duruyor. Telefonun birini kapatıyor, diğerini arıyor.

Hakan Fidan ile yaptığı görüşmenin dikkate değer bir kısmı şu şekilde:

– Hala bir haber yok mu? Arabalar ne halde, durum ne?

+ Bir kuytuya çekilmiş bir vaziyette duruyor

– Geri çekildi mi polisler?

+ Hayır, arama devam ediyor

– Araçların plakaları sistemden çıkartıldı mı?

+ Evet, biz hallettik o işi

– Şoförler ne yaptılar, yakalanmasınlar. Yakalanırlarsa öncelikle siz halledin. Yakalanmadılarsa da bulduğunuz yerde yok edin

+ Tamam efendim

Kesin bilgi

An itibari ile sahaya Jandarma da girdi. Durmaksızın kamyonları ve kaçırılan insanları arıyorlar.

Hulusi Akar’ın saçma sapan, inanılası durmayan sözleri ve manevrası hiçbir işe yaramadı.

Diyarbakır Jandarma Komutanı, vazifesini yapıyor, kanunları uyguluyor. Komutanın kılına zarar gelirse, milyonların öfkesi ile yüzleşmeye hazır olsunlar.

Basın, medya ayağını hazırlıyorlar

Kamyonların ve içindeki insanların bulunacağı artık kesinleşti. Zaman alacak ama bulunacak. Bunu onlar da kabullendiler ve yerel ve ana akım basın ve medyada bu hadisenin hiçbir şekilde yer bulmaması için ellerinden geleni şimdiden yapmaya başladılar.

Basın ve medya müdürleri, mensuplarını arıyorlar.

Uyarıyoruz. Bu şartlarda bu canilerin taleplerini dikkate alacak basın ve medya patronları, müdürleri ve çalışanları da bu canilerle beraber yargılanırlar. Vatana, millete, insanlığa ihanette yargılaırlar. “İnsanlık suçu” kapsamında yargılanırlar.

Ben sana ne dedim?

Ben ne yazıyorsam, ne söylüyorsam, ne istiyorsam kale a-la-cak-sı-nız.

Kale alınmadığımda hep perişan olacağınızı da kaç kere yazdım?

Benim içinde bulunduğum sistemin yanında, sizin Ankebut Ağı’nız hiç kalıyor.

Şimdi çık, nasıl çıkıyorsan bu işin içinden. Bir şekilde bu sıkıntıdan çıksanız da mevzu bitmeyecek. Hiç olmadı, onlarca kişi onlarca ayrı adliyeden ve Emniyet müdürlüğünden teslim olacağız ve “Organ mafyasının liderlerinden biriyim. Vicdan azabı çekiyorum. Bütün sistemi biliyorum. Devlete sığınıyorum. Bu sistemin çökertilmesine yardımcı olursam biraz olsun vicdanım rahatlayacak” diyeceğiz ve her yeri, her kesi parmakla gösterip aratacak, toplatacağız. Elimizdeki somut delilleri de adli sisteme teslim edeceğiz

Size ve konseylere en baştan söyledim “Türkiye sınırları içinde organları için bir kişi bile kaçırılmayacak, öldürülmeyecek. Dışarıdan da bir kişi bile getirilmeyecek, öldürülmeyecek.”

Bir daha öyle “Senin adın mfs ise, benim adım da Tayyip. Görelim bakalım” da demeyeceksin.

Demeye devam edersen seni asacağım. Dünyanın gözleri önünde, meydan yerde asacağım.

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 00:02)

Binaya tam bu açıdan bakınca, bize göre sol kısmında, zemin katta değil, birinci katta değil, ikinci katta bir ameliyathane var.

Pasif olarak kullanılan bu ameliyathanenin bir duvarında, gizli asansöre girişi sağlayan gizli kapı var. Bu asansör iki gizli bodrum katına giriş çıkışı sağlıyor.

Ameliyathaneye girince karşı çaprazda bulunan bu kapıyı, tekerlekleri üzerinde kolayca hareket ettirilen büyük bir dolap gibi bir şeyle gizliyorlar.

Hastahaneyi on kadar polis basmıştı. Bunların birkaçına rüşvet verdiler. 300-500 bin lira civarında olduğunu değerlendiriyoruz. Bu şekilde polis ekibini “şimdilik” uzaklaştırdılar.

Bodrum katta, çok az miktarda tıbbi cihaz ve alet vardı. Bunları, pasif kullanılan ameliyathaneye çıkan asansör sayesinde ameliyathaneye çıkarttılar ve oraya yayıp dağıttılar.

Zaten bu şekilde plan yaptıklarından, bütün dikkatleri o insan mezbahasına çektiğimiz halde orada insan kesmeye devam ediyorlardı. Bu Satanist (Şeytan’a tapan, Allahsız, kuralsız, sınır/değer tanımaz) insan şeytanlarının bütün sistemi insanlık namına derhal çökertilmelidir.

Diyarbakır Memorial’a derhal bir Jandarma/Polis ortak baskını yapılmalıdır. Her yeri didik didik aranmalıdır. İcap ediyorsa çok profesyonel ekipler, teknik bilirkişiler getirilmelidir. Bütün büyük dolapların arkasına, hususiyle ameliyathanelerdeki büyük dolapların arkası ile, morglardaki büyük ceset dolaplarının arkasına bakılmalıdır. O sözde hastahane ile altındaki gizli bodrum katları arasında biri ameliyathaneden, biri morgdan olmak üzere en az iki geçiş sistemi olduğu istihbaratı çok sağlam bir istihbarat.

Diyarbakır Amerikan üssüne de derhal baskın yapılmalı ve bütün Amerikan askerleri tutuklanıp tutuklu yargılanmalıdır. Bu, bütün dünyanın bilmesi gereken, dünya tarihine geçmiş bir skandaldır. Amerika’nın, İsrail’in, CIA’nın, NATO’nun, içimizdeki İsrail’in, Mason teşkilatının gerçek yüzünü bütün dünya görmeli ve duymalıdır.

Hastaneye giden polis ekibinin, zaten Emniyet Müdürü Tacettin’in etrafında toplaşmış, onunla birlikte hep suç işleyen, pis işler yapan ekip olduğu bilgisi doğrulandı.

Metafizik istihbarat:

Viyadükten geçip Diyarbakır istikametine yaklaşık yarım saat ile 45 dk arası bir yol aldıktan sonra yolun SAĞINDA kamyonlar bırakılmış. Yolun solu da kamyonların bırakıldığı sağ yanı da ağaçlı. Soldaki ağaçlar daha seyrek. Kamyonlar yoldan 10-15 adım içeride.

Uluslar arası organ mafyasının Türkiye ayağı artık çökmüştür.

Şeytan’ın Konseyi’nin yedi üyesinden ikisi, Haberal ile David Bickham telefonla görüştüler.

David, Haberal’a “Çok büyük bir kayıp. Bu sıkıntı bizi büyük vuracak. Geri dönüşü çok fena olacak.” mealinde konuştu.

Artık cerahata neşter vurduk. Tamamen dikemeyeceklerini, kapatamayacaklarını, biraz pansumanla cerahatin tamamen akmasını önleyebileceklerini ama sonunda bir büyük patlama olacağını kabullendiler.

Uluslar arası organ mafyasının Türkiye ayağı artık çökmüştür. Sadece bir süre daha koma halinde ayakta tutulabilir ama sonra hiçbir güç bu sistemi ayakta tutamaz ve yeniden kuramaz.

Süleymanlılar cemaatinin Türkiye’ye, Türk milletine, insanlığa, gelecek nesillere büyük hizmetleri durmadan devam edecek. Biz, sadece Türkiye’yi değil, dünyayı kurtaracak kadrolarız. Küfür, zulüm, eziyet, katliam, cehalet ile dolmuş dünyayı iman, huzur, adalet, emniyet ile dolduracağız.

Uluslar arası boyuttaki Ankebut Ağı’nın uyuşturucu, fuhuş, silah mafyalarını… GDO ihanetlerini, Aile bakanlığı gibi ihanet bakanlıklarını, Hıyanet İşleri üzerinden yaptıkları ihanetleri, Milli Eğitim sistemindeki ihanetlerini, her ne ihanet ve tuzakları varsa hepsini bozmaya devam edeceğiz.

Harun Çoban bırakılmadı diye meydanlara inme teşebbüsümüz sadece bir provaydı. Harun’un bırakıldığını anladıktan saatler sonrasına kadar kasten heyecanı diri tuttuk ve bırakıldığını duyurmadık. Sistemimizi test ettik, ayar çektik. Söylüyorum, yazıyorum, sözlerimi kale almıyorlar ama bir kez daha yazıyorum:

Bu provadan sonra, gerçeğini yapacağız ve bunun emrini bizzat cemaat liderimiz verecek. O anda, sadece birkaç saat içinde Türkiye’nin sokakları, caddeleri insan selleri ile dolacak. Biz zaten milyonlarca kişiyiz, bizi gören ve cemaatimizden olmayıp çoktan AKPKK’ye lanet eden milyonlar da peşimize gelecek.

Bir asır sonra Türkiye’nin idaresi Ankebut Ağı’ndan yani Deccal’in ordusundan alınıyor, alınacak. Şu yola çıktığımdan beri 2020 dedim. On sene sonra işte 2020 geldi, geliyor, hesaplarımız tutacak.

Şu vakte kadar bu mukaddes cihada herhangi bir sebeple dahil olmamış herkes, titreyip kendine gelsin. Birkaç sene sonra yapılan hizmetler, cihatlar, bu kadar kıymetli olmayacak.

Kamyonlar bulundu.

Şu anda polisimiz de Jandarmamız da kamyonların etrafında. Kamyonların kasaları boş.

YİT’in elinde somut hiçbir bilgi/delil yok. Lakin metafizik tekniklerle elde edilen kuvvetli görüşe göre, kaçırılan bu insanlar o viyadüğün oralarda bir yerde, bir kerede, topluca araçtan indirildiler.

Bunların başlarına bu çeteden hiçbir eleman bırakılmadı. Kendi hallerine bırakıldılar. Kendi kendilerine dağılıp gitmeleri istendi. Çok uzaklaşmış olamazlar.

Bu polis ve jandarma ekibinden herhangi birinin bir kılına zarar gelirse, herhangi biri hakkında uydurma delillerle/suçlamalarla işlem başlatılırsa, herhangi biri başka bir yere sürülürse, and olsun ortalığı artık yıkacağız.

#DevletBizimMilletBiziz

Bitmedi, henüz yeni başladı…

Diyarbakır Memorial’a derhal bir Jandarma/Polis ortak baskını yapılmalıdır. Her yeri didik didik aranmalıdır. İcap ediyorsa çok profesyonel ekipler, teknik bilirkişiler getirilmelidir. Bütün büyük dolapların arkasına, hususiyle ameliyathanelerdeki büyük dolapların arkası ile, morglardaki büyük ceset dolaplarının arkasına bakılmalıdır. O sözde hastahane ile altındaki gizli bodrum katları arasında biri ameliyathaneden, biri morgdan olmak üzere en az iki geçiş sistemi olduğu istihbaratı çok sağlam bir istihbarat.

O hastahanenin gizli bodrum katlarına bağlanan yer altı tünelinin varlığını ve yerini bilen yüksek sayıda Diyarbakırlı var. Derhal tünel sistemi de meydana çıkartılmalıdır.

Diyarbakır’daki o tuhaf Amerikan üssüne de derhal baskın yapılmalı ve erinden en yüksek rütbelisine kadar bütün Amerikan askerleri tutuklanıp tutuklu yargılanmalıdır. Organlar, büyük çoğunlukla o üsten yurt dışına çıkartıldı. Bu, bütün dünyanın bilmesi gereken, dünya tarihine geçmiş bir skandaldır. Amerika’nın, İsrail’in, CIA’nın, NATO’nun, içimizdeki İsrail’in, Mason teşkilatının gerçek yüzünü bütün dünya görmeli ve duymalıdır. Bu Allah’sızca sistemi sadece Türkiye’de değil, daha pek çok ülkede kurdular ve dünyanın pek çok ülkesinde organları için insanları kaçırıp kıyıyorlar

Şu şartlar dahilinde konuyu derhal TBMM gündemine taşımayan bütün siyasi parti liderleri ve millet vekilleri hakkında dosyalar açılıp gizli tahkikat başlatılmalıdır. Şu şartlarda susabilen vekil, insanlıktan çıkmış ve onlara çalışan vekildir. İnsan kalmış hiç kimse mevcut şartlarda, hiçbir bahane ile susamaz.

Vakit aleyhimize işliyor

Bu çetenin kullandığı cep telefonlarının baz istasyonlarında kayıtlarını gizli Hristiyan Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT, çoktan sildirip temizletti.

An itibari ile Türk’ün devletinin birçok kurumu, içine/başına sızmış hainler sebebi ile organ mafyasına hizmet ettiriliyor.

Diyarbakır Jandarma Komutanına derhal Ankebut Operasyonunun geçmişinde yaşananlara ve yayınlananlara dair detaylı malumat verilmeli. Yoksa kıymetli komutanımız, nasıl oyunların içinde olduğunu bilemeyecek, sağlıklı kararlar alamayacaktır.

Vatan haini Hulusi Akar, çok fena kilitlendi. Bir daha Jandarma komutanını aramaya yüzü bile kalmadı. Arayamaz da, baskı da yapamaz, elinden hiçbir şey gelmez. Milyonlarca kişi tek yürek olduk polisimizin, askerimizin arkasındayız.

Derhal o hastahane basılmalı !

Diyarbakır Emniyet Müdürü Tacettin Aslan tutuklanmalı. Şu şartlarda bile Tayyip’i ve çetesini dinliyor, bu aşamaya gelmiş operasyonu hala durdurmaya, hiç değilse ağırlaştırmaya çabalıyor.

Şeytan’ın Konseyi Tayyip ile irtibat kurdu. Tayyip’e “Bu gece yapılan operasyonlar bize büyük bir darbe oldu.” dediler. “Elinde tutamıyorsun. O kadar güç verdik sana. Seni bu güce biz ulaştırdık. Yapılacak bir operasyondan bile haberin yok. Bir an önce ülkeyi karıştır, Suriye’ye de gir.” şeklinde devam ettiler.

Sistemleri çöktü. Tayyip’i kendi elleri ile yok edecekler. Yerine başkasını getirecekler ve insanlık dışı sistemlerini yeniden kuracaklar. Lakin öncelikli olarak Suriye bataklığına batmış BOP’u kurtamak isteyecekler. Türkiye’de idari güçleri iyice azalmadan bir an evvel ordumuzu Suriye bataklığına göndermek istiyorlar. Yoksa, bu biraz daha geç kalırsa gönderemeyeceklerinden endişe ediyorlar.

Şeytan’ın Konseyinin yedi üyesi kendi aralarında İngilizce konuşuyor. Lisan bilmeyen Tayyip ile konseyden Mehmet Haberal konuşuyor, konuştu.

Diyarbakır’daki hukuksuz, gayr-i meşru ABD askeri hava üssündeki yüksek rütbeli subayların, henüz gece saatlerinde, yaşanan gerilime bakıp riske girmeden Türkiye’yi terk ettiği bilgisi DOĞRULANDI.

Kamyonlardan indirilen yabancı uyruklu insanların çoğu bulundu. Bulunanların çoğu, çocuk yaşta olanlar. Yaklaşık 20 kadar yetişkin, henüz bulunamadı.

(Fotoğraf temsilidir. Akademi Dergisi yayınlarında sık sık temsili fotoğraflar kullanılır ve her defasında altında “temsilidir” diye yazılmaz.)

Müttefik gördüğümüz BOP karşıtı devletler, Türkiye’deki haber/yayıncılık gücünü şimdi kullanmalılar. Şimdi tam zamanı…

Türkiye’nin BOP için ihanetlerle Suriye’ye sokulmak istendiği şu kritik anda, başımızdaki BOP’çu hainlerin ve paslaştıkları ABD, İsrail ve bazı AB ülkelerinin gerçek yüzünü bütün Türkiye ve bütün dünya ŞİMDİ duymalı…!

Memorial Hastahanelerinin resmiyette sahibi gösterilen gizli Yahudi ve Mason Turgut Aydın derhal tutuklanmalıdır.

Tutuklanmazsa ya kaçacak ya intihar edecektir.

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 03:39)

ÖLDÜRÜLDÜ

Konya’da Seydişehir Devlet Hastanesi’nde kulak, burun boğaz uzmanı olan doktor İsmail Cem Temel (32), kapısı kilitli olan poliklinikteki odasında ölü bulundu.

Gizli Yahudi ve Masondu. Zaten yoğun olarak uyuşturucu kullanan biriydi. Yüksek dozda uyuşturucudan ölmüş gibi gösterdiler ve işini bitirdiler.

Organ işinin içindeydi. KBB uzmanı olduğu halde Memorial Diyarbakır insan mezbahasına ara ara gidiyordu ve zavallı insanları organları için parçalıyordu.

Lakin ciddi sorunlar vardı, hem işi tam bilmiyordu hem de alkol ve uyuşturucu müptelasıydı, organlara zarar veriyordu. İlk zamanlar gelecek vaat ettiği düşünülse de kısa sürede “İşini ciddiye almayan, işe yaramayan müptezelin teki” olarak ortada kaldı.

Sistemi de sırları da biliyordu. Bu hali tehlike arz ediyordu ve usulüne uydurup ortadan kaldırdılar.

İnsan kasaplarının baş sorumlusu olan baş kasap, Temel’den memnun olmadığını gizli Yahudi ve Mason Turgut Aydın’a söyledi. Turgut da planı kurdu ve Temel’i ortadan kaldırttı.

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 09:02)

Birkaç gündür yazmıyorum, duyurmuyorum ama artık vakti geldi.

Organ mafyasına vurduğumuz darbeden önce, fuhuş mafyasına vurduk. Günlerdir operasyonlar sessizce devam ediyordu. Kerhanecibaşı gizli Yahudi ve Mason Numan Kurtulmuş’un çok sayıda mekanı/umumhanesi baskın yedi. Çok hadiseler oldu.

Numan, bunları haber almaya başlayınca telefona sarıldı ve muhatabına “Nasıl oldu da önceden haber alamadınız?” dedi.
Muhatabı da “Son anda haber aldık, yetişemedik” dedi. Sistemi öyle bir kurmuşlardı ki polis/asker, nereye ne zaman operasyon yapacak hepsini biliyorlardı. Artık bilemiyorlar. Numan’a çok sayıda telefon geldi, o çok sayıda arama yaptı. Emirlerin kimden, nereden geldiğini, neden eskisi gibi önden haber alamadıklarını sorgulayıp durdular. Bir netice elde edemediler. Afallayıp oturup kaldılar.

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 09:24)

Ankebut Ağı, kamyonlardaki delilleri karartacak. Vatanseverler dikkatli olmalı, suç üstü yapmalı.

Her biri bir yana sinmiş. Biri içiyor. Biri çekiyor. Biri “Nasıl kaçarım” diye konuşup kıvranıp duruyor. Biri “Karşı cepheye yanaşmalıyım” diye konuşup ortam arıyor. Biri “kaçamazsam” diye intiharı planlıyor. Biri “Birisi kaçsa ve ilk kaçan olsa da sonra bana yol açılsa hemen kaçsam” diye konuşuyor. Fuhuş gelirleri, uyuşturucu gelirleri, organ gelirleri dibe vuruyor. Sistem, dokuz şiddetinde depreme tutulmuş gibi bir o yana bir bu yana şiddetle sallanıyor.

ABD Büyük Elçilği, İsrail Büyük Elçiliği, konseyler, CIA, MİT, Sanhedrin hahamları, hepsi perişan haldeler.

Ben hepsine tekrar tekrar söyledim “Harun Çoban benim sistemimin adamı değil. Bu onur meselesi. Bizim devlet gücümüzü bizim aleyhimize çevirmeyeceksiniz. Onu serbest bırakın ve benim üstüme hukuk yolu ile gelmeyin” dedim. Bunu anlamayacak ne vardı?

Şimdi ben ne diyeyim bunlara, sen söyle Jeffrey? Beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın 😊

Niye ise paylaşımın son kısmında sana hitap edesim geldi. Bak ne diyeceğim: Üstümdeki bütün hukuki sıkıntılar kalkacak. Avukatım bile bir hamle yapmayacak. Biliyorum bir de onunla oynamak gibi çılgınlıklar deneyecek kadar aptal olanlarınız var. Ne halt ederseniz edin, nasıl yaparsanız yapın, hangi ağı kullanırsanız kullanın, üzerimde hukuki sıkıntı istemiyorum. Harun Çoban’ın tahliyesini istiyorum.

Bu sefer inan bana Jeffrey, size Türkiye’yi dar ettim, dünyayı da dar ederim. “Kabusunuz oldum, cellatınız olup olmayacağıma siz karar vereceksiniz” demiştim, o sözümü de tutarım.

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 10:49)

ABD ile Türkiye arasında diplomatik/resmi temaslar oldu.

Diyarbakır’daki ABD hava üssüne bir müdahale yapılmaması, arama-tarama ve gözaltı ya da tutuklama olmaması istendi.

Devlet sistemimizin en tepe noktalarına kadar sızmış olan BOP’çu hainler de ABD’nin bu talebini adeta emir kabul ettiler.

Trump, panik hali ile hususi olarak bu mevzuyla ilgilendi. Trump da Tayyip de Ankebut Ağı’nın mensupları ama bu defa ikisi arasındaki görüşme Ankebut Ağı’nın sisteminden değil devletler arasında resmi görüşmelerde kullanılan sistemden yapıldı.

On binlerce masum insanın parçalanarak organlarının Diyabarkır’dan dünyaya dağıtılmasında kullanılan o ABD hava üssündeki yüksek rütbeliler, tedbiren Türkiye’deki başka ABD üssüne geçmişlerdi. Vatan haini Tayyip ile Trump’ın bu görüşmesinden sonra yüksek rütbeli ABD subayları yeniden Diyarbakır’daki ABD hava üssüne döndüler.

Memorial Diyarbakır insan mezbahasına gerçek bir polis ya da jandarma baskını yapılmaması için devletimizin en tepe noktalarından müdahaleler yapıldı, yapılıyor.

Orada Kaymakamlıkta, Valilikte, Büyük Şehir Belediyesinde, Jandarmada ve Emniyet Müdürlüğünde, her yerde adamları var ve hepsini alarm halinde tutuyorlar.

Yaşananlar ana akım basın ve medyada yer bulmasın diye daha geceden hemen alarma geçmişlerdi. Diyarbakır’ın yerel basınında yer bulmasın diye de çok çabaladılar. Yerel basın kuruluşlarını durdurmak için araya kaymakamlık ve valilik bile konuldu, çok çırpındılar.

Buralar, hastahane değil

Diyarbakır’daki iki Memorial da zarar ediyor. Normal şartlarda kendini çevirebilecek kadar gelir elde edemiyor. Zarar, organ işinden gelen kanlı para ile kapatılıyor. Bir hasta bir kere gelmişse ve ödeme yapmışsa, üç hatta beş kere gelmiş ve ödeme yapmış gibi gösteriliyor ya da bir hastanın yaptığı ödeme, evraklar üzerinde şişiriliyor. 1 lira yapmışsa, 3-5 lira gibi gösteriliyor.

Soldaki binaya 35 milyon dolar masraf ettiklerini duyurmuşlardı.

Terör saldırıları

Diyarbakır halkında uğuldamalar başladı, mevzular duyuldu, iyice yayılıyor. Bunu ölçüyorlar ve bir şeyler yapmak istiyorlar.

Planları, her zamanki gibi Allahsızca, kuralsızca… Büyük terör saldırıları yaptıracaklar ve halkın zihnini/gündemini bunlarla uzun süre meşgul edip hastahane/organ konusunu unutturacaklar. Buldukları ilk fırsatta da bu binalarda yine insanları organları için parçalayacaklar.

Cesaret edemiyorlar

Sabetaycı gizli Yahudi Gamze Özçelik vitrin olarak kullanılarak insanlık dışı işler çevirilen Umuda Koşanlar Derneği’nde panik havası hakim.

Organları için yurt dışından Türkiye’ye insanların/çocukların getirilmesi işinde son dönemde Umuda Koşanlar da kullanılmaya başlamıştı. Gece yaşananlardan sonra panik hali ile tedbirler aldılar. Ellerinde, Türkiye’ye sokmak üzere oldukları zavallı çocuklar, insanlar vardı ama onları henüz tespit edemediğimiz bir yerde bekletme kararı aldılar.

Umuda Koşanlar’ı da suç üstü yapacağız.

Ak kara, kara da ak olmuş, sistem tersine dönmüş

Organ ve fuhuş mafyalarının değil polislerin peşindeler.

Tayyip, Numan, Süleyman, İb. Kalın, Abdülhamid Gül, polis avında. Özellikle S. Soysuz polis avında. Vazifesini düzgün yapan, son günlerde fuhuş ve organ mafyalarına darbe vuran polislerde açık arıyor. Bahaneler bulup bir şeyler uydurup hepsinin başına çuvallar örmek istiyor ama henüz punduna uyduramıyor.

Numan’ın umumhanelerinin basılmış olması canını çok sıktı ve o da Süleyman’a destek veriyor.

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 20:52)

“Biliyorsun, sistem bunu af etmez.”

Henry! Şey pardon Hakan!

Senin CIA’da resmi bir kimliğin falan yok değil mi? CIA’nın sisteminde kayıtlı olduğun başka bir ismin falan var diye duydum?

Bu defa CIA’dakiler çok kızmadılar galiba sana? Buluştunuz, ne dediler “İstihbaratınız çok zayıf. Önceden haber alıp engel olamıyorsunuz.” falan mı dediler? İsabet ettim mi?

Sen de onlara şöyle mi dedin:

“Sadece bizimle alakalı bir mesele değil. Genel olarak herkese karşı bir sistemleri var. Sizin içinizdeki bilgilere de sahip oluyorlar. Yapacağımız işlere öncesinden engel olamasalar da belirli bir zaman sonra ona da sorun çıkartıyorlar. Bizim sistemde de henüz planların hepsini bilmiyorlar. Fakat organla alakalı mevzuların birçoğunu biliyorlar. Sadece bizim değil sizin de tedbir almanız gerekiyor.”

Dur tahmin edeyim, sonra CIA’cı muhatabın sana şöyle demiştir:

“Senin şu anda bulunduğun yerin zaten amacı bu… Türkiye içinde bize karşı olan bütün hamleleri öğrenip bildirip engel olmak”

Sen de şunu dedin değil mi:

“Elimden geleni yapıyorum. Bütün sistemim zaten bunun üzerine. İlk yaptığım şey, sizin sistemin güvenliği.”

O da şunu dedi:

“O zaman elinden geleni değil, daha iyisini yap. Daha da fazla çalış. Yoksa işe yaramadığın düşünülür, biliyorsun sistem bunu af etmez”

Sonra tam bir şahsiyetsiz, karaktersiz hainden beklenecek tarzda “Anladım” dedin değil mi?

Biz de oradaydık, dinlemedeydik, bunu da anladın değil mi?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

(İlk yayın tarihi 30.01.2019 23:08)


BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp’ın da gerçek sahibi CIA’dır ve Telegram, WhatsApp’ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s